Comfy | Premium magazine theme for WordPress

This option will reset the home page of this site. Restoring any closed widgets or categories.

Reset

ahmet hakan i kankasi yazdi

Ahmet Hakan'ı Kankası Yazdı

Tarih: 5 Şubat 2009
Kategori: Google
Yazar: admin
Yorumlar: Yok
Vatan gazetesi yazarı Sanem Altan, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun'un kolunun kırılmasını yazdı.

‘Kırık’ bir tatil hikayesi

‘Hakkını helal et’...

Çeşme’nin küçük, kimsesiz, soluk duvarlı hastane odasından bir gece yarısı ameliyata götürülürken, acıdan içi katılmış, çektiği acının çaresizliğiyle bakışları donuklaşmış bir adam böyle söyledi bana.

Oysa gün, sakin sıradan huzurlu bir tatil günüydü başlangıçta.

Kumsalda şemsiyelerin gölgeleri suya vuruyor, Çeşme’nin ılık rüzgarıyla kıpırdayan denizde gölgeler küçük oyunlar yapıyordu. Bizse yan yana şezlonglarımızda, hem etraftaki tatilcileri izliyor hem gazete okuyor hem sohbet ediyor, bazen de kimseyle ilgilenmeden gözlerimizi kapatıp güneşe bırakıyorduk kendimizi.

Ahmet (Hakan) “Güneşi ve denizi sevmem ben” diye söyleniyordu. Onunla dalga geçiyorduk, “Sen gerçekten huysuz bir yaşlı olacaksın.”

Gün ilerliyordu, Ahmet gölgede ertesi günkü yazısını yazıyor, biz güneşte günün bize getireceklerine kendimizi bütünüyle teslim etmenin huzuruyla onu huzursuz edip eğleniyorduk.

Son günlerin “en şaşırtıcı yeni kankalarıydık” başkalarına göre.

Bu, en sevdiğimiz laf olmuştu: “Yeni kankalar.”

Bu tuhaf, saçma sözcük bizi eğlendiriyordu.

Gün ilerliyordu.

Bir tatil gününün en güzel saatleri başlıyordu artık. Akşamüstü olmuştu.

Güneş kızıllaşarak karşıki tepenin ardından kaybolmaya hazırlanırken, o çok sevdiğim deniz ve güneş yorgunluğu da üzerimize çökmüştü, duş alıp, akşam yemeği için hazırlanmak üzere odaya çıkarken biz hâlâ Ahmet’e takılıyorduk.

“Ahmet bi yüzsen çok iyi gelecek bak, yılın yorgunluğunu alır.”

Odalarımıza çıktık.

Ne kadar geçti bilmiyorum.

Telefonum çaldı.

Ahmet’ti.

Telefonu açtım.

Çok canı yanan, hatta nefes almakta zorlanan birinin yardım isteyen sesini duydum.

“Saneemmmmm, düştüm, kolum kırıldı kıpırdayamıyorum, çok kötü, çabuk”

Kelimelere gerek yoktu, o ses, durumun çok ciddi olduğunu anlatmaya yetiyordu. Fırladım odadan.

Koridorda, Ahmet’in odasına koşarken - ki odaya varmam 10 saniyeyi geçmedi- odadan çıkmadan önce kapıyı açtırmak için resepsiyonu aramamış olmanın aptallığını fark edip, uzakta gördüğüm bir kat görevlisine “Acil durum. Kapıyı açar mısınız lütfen.. Acele edin. Acele edin lütfen” diye bağırarak kapıyı açtırdım.

 

Etiketler: , , , , , ,

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=